Türk Sineması

0
326
 1885′te Lumiére Kardeşlerin Paris’te ilk film gösterimlerini yapmalarından bir yıl sonra, 1886′da sinema Türkiye’ye de gelmiştir. Sinema Türkiye’ de yabancı filmlerin ötesine geçmemiştir. Fuat Uzkınay’ın 1914 yılında çektiği “Ayastefanos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı” isimli belgesel film, ilk Türk filmi olarak kabul edilmiştir. Cumhuriyete kadar geçen dönemde Birinci Dünya Savaşı ile ilgili haber filmleri ağırlık kazanmıştır; bununla birlikte öykülü film denemeleri de yapılmıştır.

Tiyatro sanatçısı Muhsin Ertuğrul, 1922 yılında kurulan ilk film şirketinin başına getirilmiş ve çektiği filmlerle 1950′lere kadar Türk sinemasının en önemli ismi olmuştur. Muhsin Ertuğrul sinemasında tiyatronun etkileri açıkça görülmektedir. Otuzu aşkın filmi arasında başlıcaları; Kurtuluş Savaşı’nı konu alan ‘Ateşten Gömlek’ (1923), ilk sesli Türk filmi olan ‘İstanbul Sokakları’ (1931) ve “Bir Millet Uyanıyor”dur (1932). Muhsin Ertuğrul’un 1933′te çevirdiği ‘Söz Bir Allah Bir’ ile sinemaya adım atan Cahide Sonku ise ilk Türk kadın oyuncusudur. Bir yıl sonra çekilen ‘Aysel Bataklı Damın Kızı’ (1934), Sonku’ya ün getiren filmdir.

1950′lerden sonra Türk sinemasının tiyatro etkisinden kurtulduğu ve yavaş yavaş bir sinema dilinin oluştuğu görülmektedir. Ömer Lütfi Akad’ın 1952 tarihli ‘Kanun Namına’ adlı filmi; anlatış tarzı, oyuncuları ve çevrildiği mekânlar ile Türk sinemasında bir dönüm noktası olmuştur. Lütfi Akad’la birlikte Metin Erksan, Halit Refiğ, Ertem Göreç, Duygu Sağıroğlu, Nevzat Pesen ve Memduh Ün gibi yönetmenler, daha çok toplumsal sorunlara yönelerek başarılı filmler üretmişlerdir. Metin Erksan’ın yönettiği ‘Susuz Yaz’ (1963), Berlin Film Festivalinde ‘Altın Ayı’ ödülünü alarak uluslararası alanda ilk başarıya ulaşmıştır. 1960′lı yılların sonlarından itibaren televizyonun varlığı sinemayı olumsuz etkilemiştir. Bu dönemin önemli yönetmenleri arasında Yılmaz Güney, Atıf Yılmaz, Süreyya Duru, Zeki Ökten, Şerif Gören, Fevzi Tuna, Ömer Kavur, Ali Özgentürk yer alır. 1970′li yıllarda sinema daha çok sosyal ve ekonomik sorunları işlerken, 1980′lerde kadın konulu ve psikolojik filmler ağırlık kazanmaya başlamıştır.

1990′lı yıllarda sinema, daha az sayıda ama daha nitelikli filmlerin çevrildiği bir dönem olmuştur.Üniversitelerin sinema eğitimi vermeye başlaması, bilinçli yönetmen ve oyuncuların yetişmesi, devletin ve özel şirketlerin sinema sanatını desteklemesi bu gelişimin nedenleri arasındadır.1960′ların sonundan itibaren giderek televizyona ya da yabancı filmlere yönelen sinema seyircisi, 90′ların ikinci yarısından itibaren Eşkıya (Yavuz Turgul, 1995) ve Hamam (Ferzan Özpetek, 1995) gibi filmlerle Türk sinemasına yeniden ilgi göstermeye başlamıştır.

Günümüzde Türk-yabancı ortak yapımlarının çoğalması da Türk sinemasının gelişimi ve değişiminde etkili olmaktadır. Nuri Bilge Ceylan, Fatih Akın, Ferzan Özpetek, Abdullah Oğuz ve Semih Kaplanoğlu; son dönemde çektikleri filmlerle uluslararası başarılara imza atmışlardır. Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Uzak’ adlı filmi, 2003 yılında Cannes Film Festivalinde ‘Büyük Jüri Ödülü’nü alırken; adını ‘Duvara Karşı’ (Gegen Die Wand, 2004) ile duyuran Fatih Akın, ‘Yaşamın Kıyısında’ (2006) ile 2007 Cannes Film Festivali ‘En İyi Senaryo’ ödülü ve ‘Özel Ekümenik Jüri Ödülü’nü almıştır. 44. Antalya Altın Portakal Film Festivalinde ‘En İyi Film’ seçilen Yumurta (Semih Kaplanoğlu, 2007) ve Abdullah Oğuz yönetmenliğindeki ‘Mutluluk’ (2007) birçok uluslararası festivalde ödüller almıştır.

 

 

Türk Sinemasında İlkler;

İlk sinema gösterimi Yıldız Sarayı’nda yapıldı. (1896)

Sürekli film gösterilen ilk salon Beyoğlu’nda Sigmund Weinberg tarafından Cinema Pathe adıyla açıldı (1908).

İlk Türk filmi Fuat Uzkınay tarafından çekilen ‘Ayastefonos’taki Rus Abidesinin Yıkılışı’ (1914).

Afişi basılarak yurdışına satılan ilk Türk filmi Binnaz oldu (1919).

İlk konulu Türk filmleri Sedat Simavi tarafından çekilen ‘Pençe’ ve ‘Casus’ (1917).

İlk özel yapım şirketleri Kemal Film (1922) ve İpek Film (1928).

İlk sesli Türk filmi ‘İstanbul Sokaklarında’ Muhsin Ertuğrul tarafından çekildi (1928).

İlk sansür yönetmeliği Mussolini’nin sansür yasasından esinlenerek hazırlandı ve yürürlüğe girdi. (1939).

İlk film festivali ‘Yerli Film Yapanlar Cemiyeti’ tarafından düzenlendi. ‘Unutulan Sır’ adlı film en iyi film seçildi. En iyi kadın  oyuncu ödülünü Nevin Aypar, en iyi erkek oyuncu ödülünü Kadri Erdoğan aldı (1948).

Tiyatro etkisinden çıkan ilk film Kanun Namına’yı Ömer Lütfi Akad çekti (1952).

İlk renkli Türk filmi Halıcı Kız Muhsin Ertuğrul tarafından çekildi (1953). Aynı zamanda Muhsin Ertuğrul’un çektiği son filmdi.

Metin Erksan’ın ‘Aşık Veysel’in Hayatı’ adlı filmi Sansür Kurulu tarafından yasaklanan ilk film oldu.

İlk uluslararası ödülü Metin Erksan’ın yönettiği ‘Susuz Yaz’ aldı. Film Berlin Film Şenliğinde ‘Altın Ayı’ büyük ödülünü aldı (1964).

Köy hayatını işleyen ilk Türk filmi Beyaz Geceler’i Lütfi Akad çekti (1965).

 

Türk sinemasında son yıllarda meydana gelen  hareketlilik bir yanıyla iyiye işaret. Sinema piyasasının canlanması bakımından faydalı görünmekle beraber  nicelik kadar niteliğin de artması gerekiyor. Sadece gişeye dönük ticari çalışmaların sayısının artması pek bir şey ifade etmiyor. Aksine basit mizahi veya korku unsurları, kaba argo ve küfürlere varan düşük yaklaşımlar, hem sinema sanatını hem de seyircinin kalitesini zedeliyor. Sanat ağırlıklı sinemanın da beşeri ve materyalist temelden ziyade metafizik bir yönelimle örülü ve aşkınlık ihtiva eden bir çerçevesi olması bizim kazancımız olur. Sinemanın çok yönlü maddi şartları bakımından ticari olanla sanatsal olanın dengelenmesi gerekmektedir.

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here