Küreselleşme ve Küyerelleşme

0
262

Soğuk Savaş  bir spor olarak sumo güreşine benzetilebilir. Ringe çıkmış iki şişman adam düşünün.Birtakım törensel hareketler yapıyorlar,ayaklarını yere vuruyorlar ama gerçekte birbirleriyle çok az temas ediyorlar.Karşılaşmanın sonuna doğru kısa bir itişme oluyor ve ringden dışarı atılan taraf yenik sayılıyor,ama kimse ölmüyor. Buna karşılık küreselleşme bir spor olsaydı,durmadan tekrarlanan bir 100 metre koşusu olurdu. Kaç kez kazanırsanız kazanın,ertesi gün yeniden yarışa çıkmanız gerekir ve saniyenin yüzde biri kadar farkla bile kaybetseniz,bir saatlik farkla kaybetmiş gibi bir duruma düşebilirsiniz.Alman siyaset teorisyeni Carl Schmitt’in sözlerini farklı bir biçimde dile getirecek olursak,Soğuk Savaş ”dostlar ve düşmanlar”dan oluşan bir dünyaydı. Buna karşılık küreselleşme dünyası bütün dostları ve düşmanları rakipler haline getiriyor. Soğuk Savaş zamanında Beyaz Saray’ı ,Kremlin’e bağlayan özel telefon hattına uzanırdık-hepimizin bölünmüş olduğuna ama en azından birilerinin,yani bu iki süper gücün idareyi elinde tuttuğuna ilişkin bir semboldü bu. Küreselleşme çağında internete uzanıyoruz-hepimizin birbirine bağlı olduğuna ama idarenin kimsenin elinde olmadığına ilişkin bir sembol.

Küreselleşme sistemi her biri diğerleriyle örtüşen ve diğerlerini etkileyen üç denge üzerine kurulu.Birincisi ulus-devletler arasındaki denge. ABD artık tek ve başat süper güç konumunda her ne kadar bölgesel krizlerle beraber diğer devletlerin önemi artsa da (Suriye’de Rusya örneği gibi) ABD hala en etkin güç olma özelliğini koruyor.Dengelerin ikincisi ulus-devletler ile küresel piyasalar arasında. Bu küresel piyasalar bilgisayar faresine bir kez dokunarak dünyanın bir ucundan diğerine para aktaran milyonlarca yatırımcıdan oluşuyor.Nasıl ABD üzerinize bombalar atarak sizi yok edebilirse,süper piyasalarda da tahvillerinizin değerini düşürerek sizi yok edebilir.ABD küreselleşmenin oyun tahtasında olup bitenlerden sorumlu baş aktör olmakla birlikte,tahtadaki hamleleri etkileyen tek güç değil.Küreselleşme oyununun oynandığı bu tahta bir ispiritizma tahtasına çok benziyor-taşları kimi zaman çıkça süper gücün eli oynatıyor,kimi zaman da süper piyasaların gizli elleri. Küreselleşme sisteminde dikkate almamız gereken üçüncü ve en yeni denge bireyler ile ulus-devletler arasındaki dengedir.Artık günümüzde sınırların kalkması ile süper güçlendirilmiş bireyler var. Ulus-devletler özellikle Amerika süper devleti bugün hala son derece önemli ama süper piyasalar ve süper güçlendirilmiş bireyler de bir o kadar önemli.

 

Bugün küresel markalar bizi her tepe başında her havaalanı terminalinde ve her köşe başında selamlamayı sürdürdükçe,kültürel açıdan bir şeyler kaybolacaktır. Tek umut ülkelerin küresel kapitalizmin itme ve çekme etkisinin yarattığı homojenleşmeyle kendi kültürlerinin yeryüzünden silinmesini önleyecek çoklu filtreleride geliştirmeleridir ve de bu sadece bir umuttur. Çünkü kürselleşmenin bugünkü gücü ve hızı göz önüne alınırsa bunu yapacak kadar sağlam olmayan kültürler,doğal çevredeki değişimlere ayak uyduramayan canlı türleri gibi yok olup gideceklerdir. Bence en önemli filtre Küyerelleşme yeteneğidir. Ben bunu şöyle tanımlıyorum: Başka güçlü kültürlerle karşılaştığı zaman kendisine uygun olan ve kendisini zenginleştirecek etkileri özümseyen, kendisine tümüyle yabancı olanları reddeden ve farklı olmakla birlikte farklılığı içinde kucaklanabilecek ve tadına varılabilecek unsurları sınıflandırabilen bir kültür,sağlıklı bir Küyerelleşme yeteneğine sahiptir. Küyerelleşmenin bütün amacı,küreselleşmenin çeşitli yönlerini,büyümenize ve çeşitliliğinize  katkıda bulunacak biçimde,ülkenizi ve kültürünüzü ezip geçmesine izin vermeden kendi parçanız haline getirebilmektir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here