Her Yenilik,Kültürden Güç Alır.

0
621

 

 

HER YENİLİK,KÜLTÜRDEN GÜÇ ALIR

Bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir.Kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar.Kültür, toplumun yaşayış ve düşünüş tarzıdır,kültür genel olarak iki öğeden oluşur;

Maddi kültür öğeleri:Binalar, her türlü araç-gereç, giysiler vb.

Manevi kültür öğeleri: İnançlar, gelenekler, normlar, düşünce biçimleri  vb.

Kültürün maddi ve manevi öğeleri arasında sürekli bir etkileşim vardır. Birinde meydana gelen bir değişim diğerini de etkiler.Yenilik arayışı insanoğlunun varoluşundan günümüze kadar süregelmiş olan yaşamsal bir reflekstir,bu refleks ve gereksinim sayesinde günümüzde geldiğimiz nokta hepimiz tarafından aşikardır.İnsanoğlunun sürekli yeniliği arzulaması ve araması  belki de günümüzde geldiğimiz noktanın  en değerli parametreleridir,bu arzu ve istek sayesinde hayal gücünün sınırlarını zorlayıp hayata geçirmek noktasında kat edilen aşama gerçekten de takdire şayandır. Sindire sindire ve üstüne koyarak kat edilen mesafeler aslında insanoğlunun daha çok yol kat edeceğininde kanıtı niteliğindedir. Bu yollar kat edilirken toplumlara yol arkadaşlığı yapacak olanda hiç kuşkusuz o toplumun kültürüdür.

Herhangi bir kültürün yenilik ile  entegrasyonu toplumların hızlı büyümesi ve gelişmesine direkt katkıda bulunmuştur. Tabi burada bu kültürün doğru okunması ve anlaşılması temel öğelerdir. Doğru anlaşılamayan bir kültür karmaşık bir yeniliğe sebep olabilir ve buradan menfaat ve büyüme bekleyen toplumlar negatif  etkiler altında kalabilirler. Öncelikli yapılması gerekenlerden  bir tanesi  her toplumun kendi kültürünü net anlaması ve tanıması olmalıdır.Kültürünü tanımayan,anlamayan ve doğru yorumlayamayan bir nesil gelecek nesile de yanlış aktarımda bulunmuş olacaktır  ve bu hatalı,eksik aktarımlar  kültür arayışını  erozyona uğratabilir. Kültür erozyonuna uğramış topluluklar, milletler ve bölgeler  başka bölgelerden  ihraç edilen  ve o bölgeye ait olmayan  kültürlerle maalesef  asimile olmaktadırlar.Bu kültür asimilasyonunun ne denli sonuçlar doğurduğuna çok kez şahit olmuş bir coğrafyadayız.Kültürüne sahip çıkan ve idamesini sağlayan toplumların bulundukları coğrafyada kalıcı olmak konusunda kültür ihraç eden toplumlardan önde oldukları da tartışmasız bir gerçektir.

 

Genel ele alıştan  direkt, konuyu kendi coğrafyamıza indirgersek,  çok çeşitli bir kültür gökkuşağında yer aldığımızın hepimiz farkındayızdır. Bu çeşitlilik tarih sahnesinde bu coğrafyada  sürekli var olmamızın ve söz sahibi olmamızın yegane unsurudur. Bizi biz yapan ve birbirimize sımsıkı tutunmamızı sağlayan esas olgular bu coğrafyada acılarımızın, dertlerimizin mutluluklarımızın ortak olması her anı  birlikte yaşamış ve hissetmiş olmamızdır.Değerli bir sanatçımızın bir parçasında dediği gibi ‘’Ankara’da  kar yağsa Rize’de üşüyorum, bir asker şehit olsa yanıp tutuşuyorum ‘’ sözleri de hislerimizin km fark etmeksizin aynı olduğunun kanıtıdır. Bu olgu toplumumuzun coğrafyamızda söz sahibi olması ve kendini güçlü kılmasının sebeplerinden bir tanesidir. Devletimizin  bölgede lider ülke olmayı hedeflediği bu süreçte ihtiyacımız olan en önemli  şeyin  her alanda yenilik olduğu ve milletimizin bu yeniliğe açık olduğu, hatta bu yeniliklere de  ihtiyacı olduğuda ayrı bir gerçektir.

Yeniliğin ve kültürün birbirinden ayırt edilemeyecek birer olgu olduğu ve yeniliğin kültüre, kültüründe millete ihtiyacı olduğunun farkında olarak  sentezlemelere devam etmeliyiz.

Yazımı İngiliz biyolog ve doğa tarihçisi Charles Darwin’in sözleriyle bitiriyorum,

‘’Hayatta kalanlar, türlerin ne en güçlüsü ne de en zekisidir;  hayatta kalanlar kendini değişime en çok uydurabilenlerdir…’’      

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here