Erkekler mi Kadının Siyasetteki Adını Siliyor?

1
411

Aslında siyaset ve kadın konusunda çok konuşmayı seviyorum. Zira bu konu çok çabuk provoke edilebilmektedir. Kadınlar üzerinden siyaset ve sömürü kolaydır. Bu konu üzerinden kolaylıkla rant elde edilebileceği, daha kolay basamak atlanacağı için bazı hakikatleri dile getirmek istediğinizde haksız duruma düşebilirsiniz.

Dünyaya bakıyorsunuz kadın STK ları var ama erkek STK sı yok. Hani eşitliğiniz nerede o zaman? Sadece kadınlar mı haksızlığa uğruyor? Erkekler uğramıyor mu? İşte bu noktada benim itirazım başlıyor. Siyasetin bu şekilde parçalara ayrılmasına itirazım var. Siyaset bütüncül olarak yapılır. Eşitlik diyorsanız, adalet diyorsanız her kesim için diyeceksiniz; sadece rant elde edebileceğiniz alanlarda değil. Kadın ve siyaset diyorsanız o zaman erkek ve siyaseti de tartışmamız gerekir.

Sürekli gündemde olan ve herkesin üzerinden geçindiği bir konu; kadınların siyasette yeterince yer almaması… Suçlu ise siyasette erkek egemenliğinin hâkim olması… Bu konuda yukarıda da bahsettiğim gibi itirazım var. Erkekler yüzünden siyasette yer alamıyoruz değil, kendimiz yüzünden siyasette yeterince temsil edilemiyoruz.  Sebep çok basit;  pastadaki temsil payımız düşük olmasına rağmen biz kadınlar bu payın daha da küçülmesine neden oluyoruz. Bencilce hareket ediyoruz. Bütünsel davranış yerine bireysel davranışlar sergiliyoruz.

2008 yılında yaşadığım bir olayı anlatarak neden kadınların siyasette görünmediğini ortaya koymaya çalışacağım. KA-DER (Kadın Adayları Destekleme Derneği) tarafından düzenlenen 5 günlük bir eğitim programına, mensubu olduğum siyasi partinin temsilcisi olarak katılmıştım. Programa, AK Parti, HADEP (şimdiki HDP), DSP, CHP, DYP ve ANAP’tan 2’şer kadın temsilci katılmıştı. Elbette ilk iki gün diğer partilerin bize özellikle bana bakışları biraz düşmanca gibiydi. Çok fazla benimle muhatap olmamaya çalışıyorlardı. Daha beni tanımadan, özellikle aldığım lisans eğitimimi ve siyasi deneyimimi bilmeden ön yargı ile yaklaşıyorlardı. Neden bunu söylüyorum; çünkü görünürdeki amaç ve hedef “Kadınlar” ancak kendilerinden olmayan birini, Kadın olmasına rağmen kabul edemiyorlardı. Güya kadın haklarını hep birlikte savunacağız, parlamento temsiliyetindeki oranı birlikte artıracağız. Yapı itibariyle konuşmayı çok seven biri olmam vesilesiyle verilen aralarda yanlarına gidiyor ben de konuşulan konular üzerine fikir beyan ediyordum. Sabah 9 akşam 5 saatleri arasında 5 günlük eğitimde birlikte olduğumuz diğer temsilcilerle artık yavaş yavaş kaynaşıyorduk. 3. günün sonunda herkes siyasi görüşünü bir tarafa bırakmış kadın kimliklerine bürünmüşlerdi. Ortam daha samimi ve sorun çözmeye yönelikti. Ancak, birlikte kadınların hakları ve sorunları üzerine sohbet ederken diğer temsilcilere bir teklif sundum. Madem kadınların parlamento veya yerelde temsiliyet oranlarının artmasını hedefliyorduk o zaman hep birlikte el ele verelim. Güçlü, erdemli, kültürlü, temsiliyet kabiliyeti yüksek bir kadın, aday gösterildiği bölgesinde parti farkı gözetmeksizin sadece Kadın olduğu için destelemeye var mısınız? diye sorduğumda hep birlikte OLMAZ dediler. Gerçek sebebi bilemem ama bana göre dertlerinin aslında kadın olmadığıydı. Savunduğum fikrin hayata geçirilmesi için çözüm üretmek, proje geliştirmek benim için önemlidir; yani bu sorudaki esas önemli olan kaliteli, kültürlü kadınların temsilde yer alması gerektiğiydi.

Burada bir hususu özellikle bahsetmek istiyorum. Sırf kadın olduğu için veya sırf iyi bir okuldan mezun olduğu için ya da sırf bilmem ne olduğu için kişilere temsiliyet hakkı verilmemeli. Gerçekten temsil edebilecek, topluma örnek olabilecek, projeler üretebilecek, kültürlü, eğitimli ve temsil ettiği kesimi asla göz ardı etmeyecek kişilere bu hak tanınmalı…

 

Seçim yaklaştı, her bir siyasi parti kadınlarımıza listede yer verecek. Şu anda kadın temsil oranı %14.7, bakalım 24 Haziran sonrası ne olacak?  Şimdi gelelim asıl konumuz olan kadın temsiliyetinin önündeki, ki bana göre en büyük engele: Siyasette kadınların temsilinin az olma nedeni yine Kadın. Maalesef siyasette iyi bir mevkii olan kadın, kendisinden daha nitelikli, hanımefendi, temsiliyet kabiliyeti yüksek birini kendine her zaman rakip görüyor, bu nedenle desteklemenin aksine temsilde yer almaması için anti-propagandaya başlıyor. Sürekli bahsettikleri erkek hâkim siyasete başvuruyorlar.  Dar olan alanı iyice daraltıyorlar. Aslında Erkek siyasetçiler, temsiliyet kabiliyeti her bakımdan yüksek kadınlara siyasette yer açıyor, destekliyor. Bunu bizzat gözlemlerime ve tecrübelere dayanarak söylüyorum.  Akıllı, proje üretmeye yatkın, olayları iyi analiz edebilen kadınları,  bir başka kadın siyasetçi etrafta asla görmek istemez iken erkek siyasetçiler rakip görme yerine kendilerini destekliyorlar. Hele hele siyasette yükselme ihtimali olan kadınları, diğer kadınlar engellemek için kişinin olumsuz yönlerini araştırıp, O kişi hakkında olumsuz imaj oluşturmaya başlıyorlar. Dolayısıyla dünya genelinde de kadın temsilinde az olan pasta payını daha da düşürüyorlar. Sonra şikâyete başlıyor; efendim bizi erkekler istemiyor, yol açmıyor diye. Arkadaş, Öğretmen sınav sorularını vermiş ya da tüm kaynaklar açık sınav yapıyor yani size imkânlar sunulmuş daha ne bahane arıyorsunuz…  Biz büyük bir medeniyetin, kültürün torunlarıyız. Eski Türk kültüründe kadın divanda yer alır, karar verirmiş. Günümüzde bile üzerinde yaşadığımız bu topraklarda ve kültürümüzde hala analarımız hanım ağadır, son sözü söyler ve kararları katidir. Ancak bu görgü ve kültürü yıkmak için son 20 yıldır yapılmadık olumsuz propaganda kalmadı. Hâlbuki bizim öz kültürümüzde ve bu toprakların genelinde kadına saygı ve kadına yer vermek başka bir şey.

Ne acı ki kadınlar, nitelikli kadınların yolunu açmanın aksine kapatıyorlar. Sebebi ise tamamen bireysel düşünmeleri: “Burada BEN olmalıyım” düşüncesi. Halbuki temsiliyet kabiliyeti yüksek kadınlarımıza fırsat vermiş olsalar pastadaki payda daha da büyüyecek, birlikte bu ortamda yer alacaklar. Buradan özellikle teşekkür etmek istediğim, siyasetteki ilk yol göstericim olan Sayın Prof.Dr. Soyalp Tamçelik beyefendiden bahsetmek istiyorum. 28 Şubat etkilerinin hala ülkemizde devam ettiği bir ortamda ANAP Gençlik Kolları AR-GE başkanlığında ilk görevime başladım. Evet, tahmin ettiğiniz gibi AR-GE başkanımız Sayın Soyalp Beyefendi. İnsanların kapasitesine göre görev verir, verdiği görevle kişileri tanırdı. Bana verdiği görevleri layıkıyla yerine getirmiş olmalıyım ki beni Genel Merkez Gençlik Kolları MKYK üyeliğine tavsiye etmişti. Soyalp başkanım, asla bu kızın önünü açarsam benim önüme geçer, beni aşar diye düşünmeyip aksine boynuz kulağı geçmeli görüşündeydi. Hala kendisine saygım sonsuz, onun sayesinde siyasetin nasıl kaliteli yapılacağını öğrendim. Gençlik Kolları genellikle erkek ağırlıklı bir ortamdır, genç kadın sayısı genelde azdır. Sayıca az olma genellikle azınlık arasında rekabet oluştur. Ancak bu rekabeti orada hiç yaşamadım. Hep desteklendim…

Gelelim ikinci bir örneğe; 8.cumhurbaşkanımız Sayın Turgut Özal ölmeden küçük kardeşi Yusuf Bozkurt Özal’a amblemi güneş olan “Yeni Parti” isimli siyasi partiyi kurdurmuştu. Yıl 1994, Ablam henüz 21 yaşında genç bir kız, abim ise 18 yaşında bir genç. Abim ile ablam Sayın Yusuf Bozkurt Özal’ı ziyaret ediyorlar. Ablam, Ankara’nın Şereflikoçhisar ilçesinin Yeni Parti İlçe Başkanlığı’na talip oluyor. Dikkatinizi çekerim İlçe Kadın Kolları değil Ana Kademe İlçe Başkanlığı’na…  Sayın Yusuf Bozkurt Özal, yanına gelmiş bu iki genci dikkatle dinliyor;  bunlar çocuktur, bu işi kıvıramazlar demiyor Sayın Özal (Allah c.c. rahmet etsin). Ablam, insan ilişkilerinde ve hitabetinde oldukça iyidir. Olaylara daima pozitif bakar, kimseyi kırmayı istemez. Siyasetin en önemli unsuru olan insan sevgisi bana nazaran ablamda oldukça fazladır. Ablam, neden böyle bir talepte bulunduğunu, ilçe için yapmak istediklerini, projelerini tek tek Sayın Özal’a anlatıyor. Kendisini dikkatle dinleyen Sayın Özal, daha sonra Ablamı Yeni Parti ilçe Başkanlığını kurması için görevlendiriyor. (Burada özel bir not: Benim maden mühendisi olmama ablam vesile oldu. O dönemde parti yöneticilerinden birisi Maden Mühendisi ve ablama siyaset konusunda desteğini esirgemeyen birisi. 95 yılında Üniversite sınavına gireceğimde bana maden mühendisliğini yazmamı ısrarla tavsiye etmişti). Bahsettiğim dönem, kadınların siyasette hep yardımcı eleman olarak yer aldığı ya da kadın kollarında yer aldığı, etkin olarak siyasette yer edinmelerinin güç olduğu bir dönem.

Ne acıdır ki, kadınlar üzerinden politika üretiyoruz ama kadınlar olarak kendimiz dışındakine fırsat hakkı tanımıyoruz. Fırsat vermediğimiz sürece de kadınlarımızın bulunacağı katkı sunacağını öğrenemiyoruz. Kadınlar, siyasette kadın gibi yer almalılar; asilliklerinden ödün vermeden, kendilerine yakışır şekilde… Kendini iyi yetiştirmiş, kaliteyi bilen kadınlarımızı her zaman destekleyelim, fırsatlar sunalım. Bizden daha iyi olan, temsiliyeti kaliteli şekilde yerine getirebilecek kadınlarımızı kendimize rakip görmeyelim aksine onlara yer açalım ki, siyasetteki kadın kalitesi ve temsil oranı artsın. Bu tip kadınlarımız asla tehdit değil aksine iyi birer örnek, iyi birer kazanımdır.

1 YORUM

  1. Sibel hanım yazdığınız her kelimeye, her cümleye katılıyorum. Ancak, günümüzde siyaset=iş hayatı demek oldu. Siyasilerin büyük bir bölümü iş dünyasının söz sahibi olanlarından yada desteklediklerinden oluşuyor. Kadınların iş dünyasındaki yetersiz söz sahibi olmaları sebebiyle siyasette az sayıda olduklarını düşünüyorum. Bir başka konuda çoğu kadınlar siyaset erkekleri takip ediyorlar.
    Kadınların siyasette olma kriterleri varmı? varsa bu kriter nedir? bilmem ama, sizin siyasette olmanız gerektiğini hatta hükümet yönetiminde görev almanız gerektiğini, bunun için bilgi, beceri ve kültüre sahip olduğunuzu düşünüyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here