Eğitim Üzerine…

0
98

Ülkelerin ve toplumların kalkınmaları ve gelişimleri iyi yetişmiş, kaliteli insan kaynağı sayesinde olmaktadır. Ancak yıllardır eğitim sistemimiz ülkemizin acı gerçeğidir. Çocuk ve gençlerimizi iyi eğitmeden, kendi özelliklerinin farkına varacak fırsatlar sunmadan, sürekli bir şeyleri empoze ederek en verimli dönemlerinden ve hayatlarından çalmaktayız; “Şu konu da çalışırsan başarılı olursun, şunu yaparsan prestijli olursun, şu okuldan mezun olursan ilerideki hayatında rahat edersin…” Acaba çocuklarımızın ve gençlerimizin hayatlarını huzurlu geçirmeleri için ne yapıyoruz?

Çocukların ilk eğitimi, ailenin alışkanlıklarıyla oluşur. Belirli bir süre sonra aile ortamındaki bireylerin oluşturdukları yeme alışkanlıkları, yeme şekilleri, verdiği tepkilerdeki şiddet, sakinlik, hüzün, depresif tavırlar, küskünlük gibi alışkanlıkları hayatına geçiren çocuklarımız tam anlamıyla bir yansıtma aracına döner. Eğitim hayatına başlayacak çocuklarımız, temel düzeydeki birçok öğretiyi de böylece hayatına geçirmiş olurlar. Okul öncesi dönemde çocuğun aileden aldığı eğitim ve ilgi önemli bir husustur. Çocukların kişilik gelişiminin %65’i 0-6 yaş aralığında gerçekleşmektedir. Dolayısıyla çocuğun kişilik gelişiminde aile önemli bir role sahiptir.  Ailenin olumlu tutumlar içerisinde olması ve çocuklarını bilinçli yetiştirmesi okul döneminde sürdürülebilir bir başarıya dönüşmektedir. Sadece okul dönemi değil okul sonrası profesyonel hayatta da başarılı ve özgüvenli bireylere dönüşmektedirler. Bu açıdan bakıldığında bir gelecek inşa etmek istiyorsak önceliğimiz gençler ve çocuklar olmalıdır. Bugünün gençleri yarının anne-babalarıdır; yaşadıkları ortamda ne öğretilirse veya öğrenirlerse ilerde aynı şekilde uygulayacak bu gençler, 5 yaşından itibaren yarış atı gibi büyütülen, önüne sürekli hedefler konularak başarması istenen gençlerdir. Eğitim bu yönüyle de önem arz etmektedir.

Evet, toplumların kalkınması, en küçük birim tabiriyle çocukların eğitimi ile gerçekleşir. Eğitim denilince iyi okullarda alınmış yüksek dereceli diplomalar akıllara geliyor. Ülkemizin saygın ve köklü bir üniversitesinden mühendislik, hukuk, tıp gibi alanlarında diploma alan kişiye hemen çok iyi eğitimli, donanımlı etiketini yapıştırıyoruz. Bir nevi çocuklarımıza ve gençlerimize mahalle baskısı… Eğitim sadece öğretim değildir; geleneklerimizin, kültürümüzün yaşatılması, aktarılması ve çocuklarımızın ve gençlerimizin düşünce yapılarının geliştirilmesi anlamına da gelir.

İlk eğitimi ailede alan çocuklarımızın eğitimdeki ikinci durağı uzun soluklu okul hayatıdır. Yıllardır ülkemizde eğitim sistemi bir sorun halinde devam etmektedir. Gelişmiş ülkelere baktığımızda mükemmel olmasa da kendi coğrafyalarına, kültürlerine uygun bir sistem geliştirmişler hatta geliştirmeye de devam etmektedirler. Bütçe sıralamasında ilk sırayı eğitime ayırdıklarını görmekteyiz. Sadece bütçe ayırarak eğitim sistemi düzeltilebilir mi? Bana göre hayır. Bu sadece sistemin düzeltilmesinde rol oynayacak bir elemandır.

Eğitimde başarılı ülkelere baktığımızda hepsinin kendi toplumsal yapılarına, koşullarına göre sadece pozitif bilim dalında değil kültür, sanat, spor, ahlak, toplumsal değerlerin yerleştirilmesi gibi diğer alanları da kapsayacak şekilde bir sistem ortaya koyduklarını görmekteyiz. Eğitim planlamalarını, ilkokul düzeyinden başlayarak kademe kademe yapmaktadırlar. Örneğin Finlandiya… Fin eğitim sisteminde okuma becerileri, bilim ve matematik okur yazarlığı kadar sosyal bilimler, görsel sanatlar, spor ve pratik becerilerin geliştirilmesi önemli bir yer almaktadır. Finlandiya’da zorunlu okula başlama yaşı 7. Finlandiya’da çocuklar birinci sınıftan itibaren okula yürüyerek veya bisikletle giderken, ülkemizde çocuklar birkaç sokak ötedeki okullarına bile servisle gitmekteler. Finlandiya’da öğrencilerin sorumluluk duygularının gelişmesi için okulun tüm işlerini nöbetleşe birlikte yapıyorlar.  Finlandiya’daki okullarda hizmetli yok, tüm işler öğrenciler tarafından yapılıyor. Ülkemizde ise çocuklara bunu yaptırdığımızda önce veliler karşı çıkar, sonra okul yöneticileri. Finlandiya’daki okullar öğrencilerin rahat edebileceği şekilde tasarlanıyor. Sınıflar, yaparak ve yaşayarak öğrenme modeline uygun şekilde yapılandırılmış. Ülkemizde ise her şeye hazır olan öğrenciler yıllardır komutla rahatlıyor. Türkiye’deki okullarda resmi ders saati yetmediği için okul çıkışında etütler, hafta sonu kursları veya durumuna göre özel derslerle bu sayı günde 12-14 saate kadar çıkabiliyor. Finlandiya’da ise günlük ortalama ders saati 4. Finlandiya’daki okulların kantinlerinde su, süt ve meyveden başka hiçbir şey yok. Ülkemize baktığımızda durum çok çok vahim durumda. Dünya eğitim ligine baktığımızda, nitelik ve nicelik kavramlarının ne kadar önemli olduğu gün yüzüne çıkıyor.

Japon eğitim geleneğine baktığımızda ise topluma ve kurulu düzene saygıyı, kolektif amaçların yüceltilmesini bireyselliğe üstün tuttuğunu görmekteyiz. Öğrencilerin okul hayatının büyük bir kısmı dolaylı ya da dolaysız olarak ahlak ve karakter gelişimine odaklanmıştır. Eğitim sistemi çalışkanlık, bireyin kendisini sorgulaması ve düzenli çalışma alışkanlıklarının edinilmesinin gerekliliği üzerine kurulmuştur. Uluslararası standartların çok üzerinde akademik başarılara sahip Japonya’da eğitim, disiplin ve çok çalışma üzerine odaklanmış durumdadır. Japonya’da ilköğretimin temel amacı, işbirliği ruhu, bölgesel ve ulusal gelenekleri öğretme üzerine kuruludur. Öğrencinin karakterinin oturması ve güzel davranışlar geliştirebilmesi amacıyla öğrenciler 4. sınıfa kadar herhangi bir sınava tabi tutulmazlar. Yani rekabet ortamı oluşturulmaz…

Eğitimde başarıyı yakalamış diğer bir ülke, doğal kaynakları sınırlı olduğu için insan kaynağının büyük önem taşıdığı ülke: Singapur. İnsan kaynaklarının niteliğini ve verimliliğini artırmak için eğitime büyük yatırım yapılmaktadır. Hükümet, eğitim politikalarını uluslararası ekonomiye paralel bir şekilde düzenlemektedir. Eğitim planlaması, ülkenin sanayileşmesinde ve insan kaynaklarının sağlanmasında çok önemli rol oynamaktadır. Singapur eğitim sisteminin temelinde çocukların, toplum bireyleri ile uyum içinde yaşamaları, rekabetçi bir anlayıştan ziyade işbirliğine yatkın hale gelmeleri, dünya güzelliklerinin farkında olması ve yaşama saygı duyması gerektiği anlayışı yatmaktadır. En temel öğe ise Singapur sevgisi yani milli bir kimliğin kazandırılmaya çalışılmasıdır. Singapur’da, temel eğitim 6-15 yaşları arasını kapsamaktadır. Eğitim ortamlarında çoklu öğrenme ortamlarının sağlanması, bireysel ve toplu öğrenmeleri kolaylaştırdığı gibi, öğrenci çevresindeki her türlü materyali öğrenme sürecinde kullanabilmektedir. Saatin akrep ve yelkovanı açı öğretiminde kullanılabileceği gibi, kapı da bu eğitim sürecinde etkin rol oynayabilmektedir. Singapur eğitim sisteminin ana hedefi ki bana göre en önemli nokta, öğrencilerin hayatları boyu sürecek bir öğrenme tutkusu geliştirmelerini sağlamaktır.

Norveç’te eğitim, eşitlik ve kapsayıcılık ilkesine dayanmaktadır. 8.sınıfa kadar sınava tabii tutulmayan öğrencilere Rekabet öğretilmez. Norveçli öğretmenler, sınıfa veya veliye hangi öğrencinin en iyi olduğunu açıklamaz.  Ailenin maddi durumu ne olursa olsun çocuklar gazete/broşür dağıtarak, hasta, çocuk ya da özürlü bakıcılığı yaparak ya da mahalle futbol turnuvalarında sosis ve kek satarak para kazanmaya başlarlar.  Sosyalleşme ve doğal hayatı öğrenmek, bilgi eğitiminden daha önemlidir. Gezi ve organizasyonlar sıklıkla düzenlenir. Gezilerdeki amaç ise çocukların yaşadığı şehrin, bölgenin fabrika, huzurevi, karargah gibi önemli birimlerini tanımaktır.

Eğitim, bireyi toplumsallaştırma süreci olduğu gibi aynı zamanda bilgiyi kullanabilme sanatı, bilim kazanma işidir.  Eğitim düzenlemeleri, ülkemizin coğrafyasına, kültürüne, ekonomik ve sosyal şartlarına uygun şekilde yapıldığında olumlu sonuçlar verir. Eğitime yatırım yapan ülkeler hızla gelişmektedir. Ancak bizdeki gibi sadece iyi binalar yapma, daha fazla bilgisayar alma amaçlı yatırım değil kaliteyi artırmaya yönelik yatırımlar yapmaktadırlar. Ülkemizde bir tartışma konusu olan ev ödevleri, Finlandiya, Singapur gibi ülkelerde de mevcut. Önemli olan ödevin verilip verilmemesinden ziyade içeriği önemli; öğrenciye bir şey katmayacak, ezber bilgisine sahip ev ödevleri yerine öğrenciyi öğrenmeye motive edecek,  becerisini geliştirecek ödevin verilmesi daha anlamlı. İyi kurgulanacak eğitim sistemi, uzun vadede insanda yüksek değerler oluşturabilecek, kişinin kendi karar verebildiği, kendiliğinden hareket edebildiği, aklını ve bilgisini tam olarak kullanabilmeye teşvik ettiği şekilde oluşturulmalıdır.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here