Bir Başarı Hikâyesi-Tire Süt Kooperatifi.

0
2098

 

Türkiye denilince akla gelen ilk şeylerden biriside  tarım ülkesi olmasıdır. Bununla birlikte akla gelen bazı sorunlar da gözden kaçmamaktadır. Senelerdir tarım ile uğraşmış bir ülke olarak bu sorunlara çözüm bulmak şüphesiz yine bizim elimizdedir. Çoğu kişiye dede, nenelerinin işi sorulduğunda ‘ne olsun çiftçilerdi‘ ya da ‘hayvanları vardır‘ denilir. Halbuki günümüzde tarım ile uğraşan pek az genç bulunmaktadır. Bunların altında yatan sebeplerden biri olarak köyden kente göç gösterilebilir, ayrıca teknolojinin gelişimi, sera gibi olanakların artmasıyla tarımın vatanı olan köylerimiz maalesef boş kalmıştır.

Sorunlar içerisinde belki de en önemlisi tarım sektöründeki dağınık ve istikrarsız yapıdır ve bu yapı yüzündendir ki  küçük üreticiler mağdur olmaktadır.Yıllardır aynı sorunlar tartışılıyor,öneriler dile getiriliyor ama bir türlü kalıcı bir çözüm üretilemiyor.Girdi maliyetlerinin yüksek olduğu, pazarlama sıkıntısının yaşandığı bir ortam mevcut. Fiyat istikrarsızlığı sık sık gündeme geliyor. İklim şartlarının her geçen gün zorlaşarak belirsizliklerin arttığı bir atmosfer söz konusu.Tablo böyleyken tarımda riskleri minize etmenin yolu kooperatifçilikten geçiyor.

 

Gelişmiş ülkelerin yakın tarihlerindeki kalkınma devrimlerinde üretici örgütleri büyük roller üstlenmiştir.Tarımsal amaçlı kooperatif ve üretici birliklerinin etkin çalışması durumunda üreticilere ve tarım ürünleri piyasalarına katkıları çok önemli olacaktır.Avrupa Birliği’nde (AB) 21 bin 800 kooperatifin ürettiği ciro 347,3 milyar euro seviyesinde ve bu AB’de üretilen toplam tarımsal üretim değerinin yüzde 40’ına denk geliyor.Avrupa’da kooperatiflerin pazar payı süt ve süt ürünlerinde yüzde 60’a yakınken, tahıllarda yüzde 30’un,meyve ve sebzede ise yüzde 40’ın üzerinde. Yine tarıma dayalı sanayinin hammadde ihtiyacının yüzde 50’den fazlası kooperatifler aracılığıyla karşılanıyor.

Ülke bazında örnek vermek gerekirse Finlandiya’da kooperatifler, et ürünlerinin yüzde 74’üne, süt ürünlerinin yüzde 96’sına, yumurta üretiminin yüzde 50’sine, ormancılık ürünlerinin yüzde 34’üne ve bankacılık sektöründeki toplam mevduatın yüzde 34’üne hakim.Fransa’da ise toplam mevduatın yüzde 60’ına kooperatifler hakim durumda. Yine Fransa’da toplam perakendeci firmaların yüzde 25’ini satış kooperatifleri oluşturuyor.

Örnekler Avrupa ile sınırlı değil.

Rapora göre Yeni Zelanda’da süt piyasasının ve ihracatının yüzde 95’ini, et piyasasının ise yüzde 70’ini sağlayan kooperatifler, ulusal gelirin yüzde 22’sini üretiyor. Ülkede kooperatifler kimyasal gübre kullanımının yüzde 70’ini, çiftlik girdilerinin ise yüzde 50’sini temin eder konumda bulunuyor.Benzer şekilde Brezilya’da ulusal hasılanın yüzde 40’ını gerçekleştiren kooperatifler, tarım ürünleri ihracatının da yüzde 6’sını yapıyor.Bu örnekleri İsviçre, Hollanda, Kanada, Güney Kore ve Japonya gibi kooperatif işletmelerinde ön plana çıkan ülkelerle çoğaltmak mümkün.

Şimdi gelelim bizim ülkemize. Maalesef ülkemizde kooperatifler konusunda büyük sıkıntılarımız var,elimizde başarı hikayesi olarak anlatabileceğimiz çok örneğimiz yok,bütün olumsuzluklara rağmen geleceğe umutla bakmamızı sağlayan,az da olsa bize cesaret veren bir örneğimiz var,o da Tire Süt Kooperatifi.

Tire Süt Kooperatifi  ülkemizde hayvancılık konusunda  öncü olmayı başarmıştır.Süt ve süt ürünleri dışında da  bir çok konuda başarılı olduğu gibi üreticinin emeğini almasında ,tüketicinin de kaliteli ,doğal ürünlere ulaşmasında etken olmuştur.1967 yılında kurulan kooperatif özellikle son yıllarda ismini duyurmaya başlamıştır. Özellikle 2002 yılında ki yeniden yapılanması ile bugünlere gelmiştir. Tire Süt Kooperatifi bugün; çiftçinin mazotunu ,tohumunu ve gübresini vermekte, mısırının ekilmesini sağlamakta ,silajını sağlamakta ( hayvan yemi turşusu ),Hayvan Yemini sağlamakta, çiftçinin kara gün dostu olarak gerektiğinde  nakit ihtiyacını karşılamakta, çiftçinin ayağına giderek sağladığı eğitimlerle kaliteli ,verimli üretimi sağlamakta, çiftçinin kesimlik hayvanını almakta… gibi bir çok alanda üreticinin adeta can dostu olmaktadır.Kooperatif bünyesinde süt ve kesimlik havyanı için süt ve et entegre  tesisleri mevcut olup bu sayede süt ,ayran ,tereyağı ,yoğurt ,sucuk, köfte gibi ürünleri direkt pazara satarak üreticinin emeğinin karşılığını almasına aracılık etmektedir. Üreticiye sağladığı faydaların yanında da,tüketicinin üretilen  sağlıklı ve kaliteli ürünlere ulaşmasını bayilik ve  kendi dağıtım kanalları vasıtası ile sağlamaktadır. Türkiye’nin ilk pastörize günlük organik sütünü üreten Kooperatif’in süt ve diğer ürünlerine marketlerde büyük rağbet gösterilmektedir. Tire’de atmıştan fazla köyde, iki bine  yakın ortağı ile kooperatif Birleşmiş Milletler tarafından Dünya’nın en iyi kırsal kalkınma modeli seçildi.

Türkiye’de niceliksel açıdan kooperatifleşmede sorun yok, sayı oldukça fazla. Sorun, bunların nitelikli şekilde işlememesi ve fonksiyonel olmaması. Yani, hem üretici hem de tüketici açısından etkin şekilde faaliyet gösteremeyen bir yapı karşımızda duruyor. Deyim yerindeyse bir çoğu sadece ‘tabela’dan ibaret ya da gerekli misyon ve işlevi yerine getiremiyor. Tarımsal üretimde girdi maliyetlerinin düşürülmesi, ürünlerin daha yüksek katma değerde pazarlanabilmesi ve tarımda küçük üreticinin piyasada daha etkin yer alabilmesi için kooperatifçilik kırsalda yaygınlaşmalı. Kooperatifleşmeyi yapabilen ülkeler tarımda ve kırsalda daha başarılı oluyor.Türkiye’de kooperatif dağınıklığı, kirliliği yaşanıyor  “Her alanda bir kooperatifleşme var ve bunlar bir dönem sonra birbirine rakip olmaya çalışıyor. Kooperatifçiliğin tanımı insan kaynaklarını ve fiziksel kaynakları bir araya getirerek ortak hareket etmek ve böylece gücü artırmak ve sinerji yaratmak. Ama bizde tam tersine dağınık bir kooperatifçilik yapısı var. Halbuki kooperatifler de güç birliği yapmak zorunda,yeniden yapılanan devlette umarız artık birileri Tarım ve Hayvancılığın ülkemiz için hayati öneme sahip olduğunu anlar ve ona göre adımlar atar.

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here