Bilgi Çağında Şehircilik

0
85

Bilgi çağı diye adlandırdığımız,yaşadığımız dönemde siyaset kültürü nasıl olmalı sorusunu sorarken aslında bilgi çağının şehirleri nasıl olmalı sorusunu da kendimize sormalıyız.  Dünyaya geniş ufuklarla bakmayı bilen nesillerin yetişmesini sağlayacak unsurlardan bir tanesi de  doğru planlanan şehirlerdir.  Bilgi çağını yakalayamayan şehirlerin günümüz dünyasını anlamalarıda zor olacaktır.

Tabiatın,insanların değiştiği gibi şehirler de gelişmekte ve değişmektedir.  Şehirlerdeki büyümenin ve değişikliklerin sürdürülebilir olması yeni şehircilik anlayışıyla mümkündür.  Yaşam sokak da başlar, devam eder  ve biter.  Yaşamı sokaklarda veya caddelerde arayan insanoğlu için; özgürce  dolaşıp, oynayacağı mekanlar yaratılmalı, gelişen bireylerle sosyal ve kültürel birlikteliği sağlayan postmodern bir anlayışla şehirler yapılandırılmalıdır. Korunaklı,korumalı duvarlarla çevrili siteler, binalar ve işyerleriyle özgür düşünceli bireyler yaratmak noktasında  ne kadar başarılı olabiliriz? İnsan yığını, araç kalabalığı şehirler yerine homojen dağılmış şehirler ve buna bağlı mahalleler yaratmalıyız. Yaşadığımız çevreyi anlamalı ve bilgi toplumunu yaratacak kentlerin altyapısını oluşturmalıyız. Sanayi bölgelerini, üretim alanlarını, turistik alanları, üretim ve verimlilik biçimine göre planlamalı ve bölgede  yaşayanlarla birlikte,onlarında süreçlere dahil olduğu planlamalar yaparak modern ve bilgi çağı şehirlerini oluşturabiliriz.  Aksi takdirde modern ve bilgi çağına uygun şehirler inşa etmek neredeyse imkansız hale gelecektir.

Anadolu’nun her bölgesinde değişken ürün çeşitliliğiyle birlikte yaşam biçimleride çok renkli ve değişkendir, kendine has özellikleriyle birlikte bir tarihi barındırmaktadır. Medeniyetlerin beşiği, Tanrıların vatanı olan, mitolojik öykülerin doğduğu Anadolu topraklarında doğayla uyumlu kentler yapabilmek, modern dünyanın gittiği noktayı anlamakla başlar.Genç ve dinamik nüfusumuzu ekonomik kullanmak, reel ekonominin içerisinde yer vermek gelişen şehirciliğin bir öğesi durumuna getirmek modern şehirciliğin de gerekliliğidir.Uzun vadeli planlamalar yaparak, ulaşımla da bütünleştirilen şehirlerin yeni modern dünyada çok büyük önem kazanacağı ve bu gelişmeye ayak uyduran şehirlerin önemli şehirler kategorisine gireceği kesindir.Akıllı şehir anlayışının önemli bir faktör haline geleceğini düşünürsek şehircilik anlayışımızı yeniden planlamamamız gerekmektedir. Somut adımlar atamadığımız gibi, modern ve gelişimci projeler yapamıyoruz, projelerimizde birliktelik ve devamlılık sağlayamadığımız bir modelle bilgi çağı kentlerini oluşturmamız imkansız bir hale gelmektedir.Yönetim düşüncemiz ve kurgumuz vatandaşın ortak çıkarını kollayıcı, bireylerin birlikteliğini sağlayıcı olmalı ve projelerimizi bu anlayışla yapmalıyız. Yerel yöneticiler projeler oluşturacak vizyonda olmalı, okullar, dernek ve kulüpler şehirlerin geliştirilmesi için katkıda bulunmalı,yerel yöneticiler,kendilerine bağlı kurum ve kuruluşları ile kollektif bir çalışmayla bilgi toplumunun zeminini hazırlamalıdırlar.

Her vatandaşın konut edinme hakkının devlet güvencesinde olduğunu unutmadan,araziler geliştirilmeli,vatandaş için yaşamsal alanlar düşünülmeli ve yapılmalıdır,kamusal alanlar kamuya kapatılarak özelleştirilmemeli,vatandaşın hizmetine açılmalıdır. Kültür ve sanat  merkezleri, müzecilik çalışmaları şehirlerde  mutlaka olması gereken unsurlardır.Nüfus yoğunluğu belli şehir ve bölgelere yığılmış olduğundan, şehirlerde bir cazibe yaratamadığımız gibi, şehirlerimizi yaşanabilir halden çıkartmış,şehirlerin altyapıları yetersiz duruma geldiği gibi plansız  projelerle daha büyük sorunların çıkmasına neden oluşturulmuştur. Şehirlerimizin bir tarihsel birikimi  olmakla birlikte birçok medeniyetin izlerini barındırmakta veya taşımaktadır.

İki  milyon nüfuslu Paris yılda 47 milyon turist çekerken,onbeş milyon nüfuslu İstanbul bunun çok altında  9 milyon turist çekmektedir. Ulaşım ve kentsel planlamasını tamamlayan şehirlerin turizmden aldığı payda çok fazla olmaktadır. Alt yapısı her geçen gün daha da karmaşık bir hale gelen trafik ve kalabalıktan dolaşılamayan bir şehrin geliştirilmesi ve ilerlemesi mümkün olamadığı gibi güvenliğinide denetlemek zorlaşmaktadır. Eski şehirlerin dokusunu koruma altına alarak yeni geliştirilen araziler üzerine şehirleri büyütmeye gitmeli ve şehir dokusunu yeni geliştirilen arazilere taşımalıyız

Türk şehirlerinde; küçük bir meydan ve ona dik cadde ve sokaklar şehirciliğin temelini oluşturmalıdır. Bu küçük meydanlar çarşı pazarın merkezi,  ticaretin yapıldığı alanlardır.Dar sokaklar, cumbalı küçük evler bu yapının parçasıdır.Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren yeni modern kent örnekleri yapılırken, Türk yaşam biçimi ve anlayışı örnek alınmıştır,mahalle örnekleri yaratılmıştır.Bu mahalle tiplerine birçok örnek vermek mümkündür.  Küçük bir çarşı ve buna paralel veya kesen caddeler tasarlanmıştır,yüksek katlı binalar yapıldığı gibi müstakil evlerde inşa edilmiştir,kooperatifçilik geliştirilmiş ve siteler oluşturulmuştur.

Okul alanları, ibadet alanları park alanları, spor merkezleri düşünülmüştür. Sehir meydanları oluşturmalıyız. Anıtsal yapılarla bu meydanları süslemeliyiz. Alışveriş merkezlerini günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası ve şehirlerin ticaret hayatının oluşturulduğu merkezler olarak planlamalıyız. Bu merkezleri geleneksel  kapalıçarşı, bedesten mantığıyla geliştirmek de kent, doğa, insan birleşiminde modern şehirlerin bir parçası olmalı, şehir dokusu içinde mutlaka olmalıdır.Çirkin ve rant uğruna feda edilen arazi katliamlarından vazgeçmeli,İç içe girmiş, parkı bahçesi, yolu sokağı caddesi olmayan mahalleler acilen dönüşüme girmeli, sokaklar, park,bahçeler, okul ve ibadet alanları yeniden düzenlenmeli, toplu ulaşımla entegre hale getirilmelidir.

Merkeziyetçilikten uzaklaşarak bölgesel yönetimden yani yerinden yönetimle şehrin sahibi vatandaşların yönetimde söz sahibi olmalarıyla,belki yönetimde özerkliği sağlayabiliriz.1983 yılında çıkartılan belediye yasasıyla bu özerklik sağlanmaya çalışılmış,belediyelerin merkezden ayrılması sağlanarak kendi  kararlarını alabilmelerinin önü açılmasına rağmen belediyelerin şehircilik ve imarlardaki etkileri ve çalışmaları günümüz dünyasının gerisinde kalmıştır. Belediye yönetimleri akıl ve bilimden uzaklaşmış, modern dünyaya ayak uyduracak anlayıştan çok uzaktadır. Ticaret hayatı ile ev hayatının yani gece-gündüz yaşam birlikteliğini sağlamak,gece gündüzü birlikte yaşayan şehirler ve merkezler tasarlamak çok zor  değildir. Limanlarımız, marinalarımız, tren istasyonlarımız, hava alanlarımız şehirlerin içinde,şehirlerin bir parçasıdır,metro başta olmak üzere ulaşımda planlı çalışmalar yapılması yeni ve modern şehircilik anlayışının temel ilkesi olmalıdır.Sosyal ve kültürel alanlar,konser salonları, tiyatrolar yaşamın bir parçası, şehrin en önemli alan ve mekanları olmalıdırlar.Bugün dünya eskisine nazaran akıllı şehirleri çok daha fazla konuşmaktadır,biz ise bu tartışmaların bir hayli gerisindeyiz maalesef.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here